EREĞLİM GAZETESİ ÖZKANI DA KONUŞTURDU!
Ereğlim Gazetesi son sayısında milletvekili adayları ile röportaj yaptı
Haber giriş tarihi : 18-03-2015 | 22 : 03 11
Haber güncelleme tarihi : 18-03-2015 | 22 : 03 11
Kdz. Ereğlide haftalık olarak yayınlanan Mimar Sertan Ocakcının sahibi olduğu Ereğlim Gazetesi, milletvekili aday adayları ile röportaj yaptı.
CHP Zonguldak Milletvekili aday adayı işadamı İnşaat Y. Mühendisi Mustafa Özkan ile de röportaj yapan Ereğlimin bu haftaki sayısı dikkat çekti.
İşte o röportaj:
1. Mustafa Özkan kimdir, bize kendinizi tanıtır mısınız?
1966 yılında, Artvin/ Arhavi ilçesine bağlı Yolgeçen köyünde doğdum. 1975 yılında ailem ile Kdz. Ereğli ye taşındık. İlkokul 4-5 sınıfları, ortaokul ve lise eğitimimi Kdz. Ereğli de aldım. 1985-1987 eğitim öğretim döneminde Hacettepe Üniversitesi Zonguldak Mühendislik Fakültesi Ereğli Meslek Yüksek Okulu İnşaat Bölümünden bölüm ve okul birincisi olarak mezun oldum. Aldığım dereceden ötürü kendi branşımda iki yıl çalıştıktan sonra mühendislik fakültesine sınavsız girerek inşaat mühendisliği eğitimimi part time çalışarak tamamladım. O yıllarda Geleceğin önemli sıkıntılarından olacağını düşündüğüm Trafik Planlaması ve Uygulaması ana bilim dalında yüksek lisans yaptım.
1989 yılında mühendislik fakültesinde okurken başladığım çalışma hayatına özel sektörde ülkemin birçok yerinde başarılı projelere katkı sağladım. Henüz ısı yalıtım sektörünün gelişmediği yıllarda ülkemin kaynaklarının daha verimli kullanılması için, ısı yalıtım sistemlerine talebi artırmak amaçlı patenti kendime ait 2 adet ısı yalıtım ürününü üretip uzun yıllar satış ve uygulamasını yaptım.2005 yılından buyana Erdemir ve Ereğli Belediyesi başta olmak üzere, kendi firmam ile müteahhitlik hizmetleri yapmaktayım.
2. Kdz. Ereğlide tanınan bir aileden geliyorsunuz. Fakat uzun yıllar Ereğliden ayrı kalmışsınız. Ereğliden ayrı kalmanızın sebebi nedir?
Hacettepe Üniversitesi Zonguldak Mühendislik Fakültesi Ereğli Meslek Yüksek Okulu İnşaat Bölümünden bölüm ve okul birincisi olarak mezun olduğumu yukarı da ifade etmiştim. Aldığım dereceden ötürü kendi branşımda 2 yıl çalıştıktan sonra mühendislik fakültesine sınavsız gidebilme hakkım oluşmuştu. Bu çalışma sürecini gerçekleştirmek ve inşaat mühendisliği eğitimini almak için Ankaraya gittim.
3. Ereğlinin ekonomisinin bittiği bir dönemde, herkes Ereğliden kaçmaya çalışırken siz niye döndünüz?
Yukarıda bahsettiğim gibi ben Artvin/ Arhavi ilçesine bağlı Yolgeçen köyünde doğdum ve iyi ki köyde doğmuşum ve çocukluğumun bir bölümünü de iyi ki orada yaşamışım diye düşünüyorum. Keşke çocuklarım da o coğrafyanın zorluklarının getirdiği mücadele azmini ve becerisini yaşasalardı diye düşünüyorum.
Doğduğum bölgenin birçok özelliğini 1975 yılında taşındığım bu şirin kent Ereğli de buldum. Hayatımın en güzel ve en anlamlı yıllarını burada yaşadım. Eğitimimin büyük bölümünü burada aldım. Kısaca çok sevdiğim Ereğli beni tüm yönleri ile hayata hazırladı, bana emek verdi. 2005 yılında Erdemir beni tesadüfen web sitesi kanalıyla bularak bir işini yaptırdı. Bu tesadüf Ereğli de tekrar yaşama arzusunda olan şahsım için bir başlangıç oldu. Kişiliğim gereği zorluklardan ve mücadeleden kaçmak yerine üstüne gitmek hep önceliğim olmuştur. Bende bu kadar emeği olan ve çok sevdiğim Ereğlinin geldiği bu zor günlerinde yalnız bırakmam söz konusu olamazdı.

4. Siyasete nasıl başladınız ve siyasetteki hedefleriniz nelerdir?
Yaşantım boyunca haksızlıklara, yanlışlara hiçbir zaman kayıtsız kalmadım. Her türlü platformda yılmadan mücadelemi sürdürdüm. İmkânsız diye bir şey yoktur, sadece biraz zaman alır diye düşünenlerdenim. Kararlı ve mücadeleci olmak, yapamayacağını konuşmamak, konuştuğunu yapmak benim temel ilkelerimdir.
1989 yılında inşaat mühendisliği fakültesinde okurken başladığım çalışma hayatım sürekli mücadele ile geçti.
2005 yılında Ereğli ye tekrar döndüğümde bu çok sevdiğim şehirde çok hızlı bir çöküş başlamıştı. Büyük bir özveri ile daha ucuz malzemeleri tedarik edebileceğimi bildiğim halde ekonomisine katkı olur düşüncesi ile tüm alışverişlerimi ve çalışan elemanlarımı buradan istihdam ettim. Fakat gördüm ki Ereğlinin daha fazlasına ihtiyacı vardı. Bunu da bireysel yapmam da çok etkili olmuyordu. Bu mücadelenin de bir siyasi kimlik ile olması gerektiğini düşündüm. Fakat burada da 1987-2005 yılları arasında fiili olarak Ereğli de bulunmamam nedeni ile bazı kesimlerce tanınmayışım, neler yapabileceğim konusunda soru işaretleri doğuracaktı. Bu nedenle önce meclis üyesi olmayı, bu süreçte Ereğli ye ve Ereğli halkına proje ve icraatlarımla katkı sağlayacağımı, dolayısı ile bölge ve ülkem adına daha kapsamlı mücadele edebilmek için kendimi tanıtabilmeyi hedefledim. Bu nedenle 2014 yılı yerel seçimlerinde chp den meclis aday adaylığına müracaat ettim. Fakat Ereğlinin bu olumsuz duruma gelmesinde önemli bir etken olarak gördüğüm kişisel çıkar ve hesaplar ile liste dışında kaldım. Bu dönemi Ereğli için büyük bir kayıp olarak gördüm ve yerel seçimlerden sonra yaşadığımız olumsuz süreç beni maalesef haklı çıkardı.
5. Milletvekili olmaya karar verirken aileden veya yakınlarınızdan birinin etkisi altında kaldınız mı? Bu kararı nasıl verdiniz?
Ailem, iş hayatımda ve siyasi hayatımda ki mücadelelerim de belki de en çok zarar gören, yıpranan taraf olmuştur. Fakat hiçbir zaman hiçbir mücadelemde beni yalnız bırakmadılar, mücadeleme saygı duyup beni her zaman desteklediler. Bu vesile ile aile bireylerime ayrıca teşekkür ediyorum.
2014 yılındaki yerel seçimlerde yaşadığım olumsuz süreçten ötürü hiçbir zaman bölgeme ve ülkeme hizmet etmem gerektiği inancımdan asla vaz geçmedim. Cumhuriyet ve Atatürk fanatiği olan şahsımın hayâlı; Bölgemin ve ülkemin geldiği bu sıkıntılı ve kritik süreçte her ne olursa olsun, tüm engellemelere rağmen taşın altına bırakın elimi tüm bedenimi koyarak mücadele etmektir. Sultan Süleyman bile öbür dünyaya bir şey götürememiş, önemli olan yaptığım ve yapacağım faydalı işler ile ismimin uzun yıllar anılması, kayıtlara geçmesi ve gelecek kuşakların bizleri takdir etmesidir.
6. Sizce Kdz. Ereğlinin başlıca sorunları nelerdir?
Kdz. Ereğlinin ve bölgenin sorunlarına iki türlü bakmak lazım;
Birinci ana sorunu Türkiyenin en eski vilayeti olan Zonguldak ilinin unutulmasıdır. Bölgemizde, ben çocuk iken siyaset yapıp da halen siyaset yapan, etkin görevlerde bulunan birçok siyasetçi çıkmasına rağmen hiç birinin bölgeye ve bölge halkına gerekli katkıyı sağlamamalarıdır. Kendilerine ulaşabilen kısıtlı vatandaşların aslında bireysel hakkı olan bazı şeyleri siyasilerin bahşederek vermelerinden öte bir şey yapmamışlardır. Seçimden seçime gelip vaatlerde bulunmuşlar seçimden sonra sahalarda gören olmamıştır. Bölgemiz coğrafik konum itibari ile birçok hizmetin verilebileceği bir konuma sahiptir. Katma değer açısından ülke ekonomisine katkısı en fazla olan illerin başında gelmektedir. Fakat ne hikmetse bu katkının geri dönüşü yok sayılacak kadar azdır. Hiç bir yatırım ve teşvik desteği ayrıcalığı yoktur. Fabrikalarımız, işletmelerimiz özelleştirilmiş, devletimizin sosyal sorumluluk bilinci bölgemizde ortadan kaldırılmış, istihdama yönelik hiçbir yatırım yapılmadığı gibi yatırımcının önünü açmak için ilave hiçbir tedbir uygulanmayarak adeta kendi kaderine terkedilmiştir.
İkinci sorunumuz ise kendi içimizde yapılan gereksiz kavgadır. Sivil toplum kuruluşlarımızla hizmet vermek ile görevli kuruluşlarımızın uyumlu çalışmaması, ilçemize ve bölgemize katkı sağlayacak projelerin iktidar partisi tarafından üretilemediği halde üreten kurum ya da kuruluşlara mal olacağı düşüncesi ile bilakis engel olunmasıdır. Bunun tek bir adı vardır bölgeye ve bölge adına ihanettir.
7. Trafik konusunda mastır yapmışsınız. Sizce Ereğlinin trafik sorunu nasıl çözülür?
Öncelikle işlevsel Devrek yol ayrımında yapılan kavşaklarla çözülmeyeceği açıkça ortadadır. Bu kavşağı oraya projelendiren meslektaşlarım adına açıkçası utanıyorum. Bir kavşak bu kadar işlevsel olmaz. Bu kadar görüntü kirliliği yaratır. Ve bunu da büyük bir hizmet olarak iktidar partisi milletvekili Ereğli halkına lanse etmektedir. Şimdi de benzer bir projeyi hasta hane kavşağı olarak hayata geçirmeye çalışıyorlar. Yazıktır, günahtır Ereğli halkına bu kötülüğü yapmayın. Bu kavşaklar birincisi işlevsel değildir. İkincisi görüntü kirliliği yaratır. Üçüncüsü maliyetleri daha fazladır. Bu gibi yerlerde dalçık diye tabir ettiğimiz yeraltına inilip çıkılan kavşaklar tercih edilmelidir. İkincisi ana artelleri (yönleri ) doğru tespit etmelisiniz. Devrek yol ayrımında bu tespit doğru yapılmamıştır.
Yine şehrimizin en büyük problemi park sorunudur. Şehir merkezinde iki üç tur attıktan sonra bir park yeri bulursanız kendinizi şanslı hissetmelisiniz. Oysa bu sorunu yerel yönetim bir kuruş harcamadan çözebilir. Artık günümüzde yap işlet mantığı ile çok ciddi yatırımlar yapılmaktadır. Ereğli gibi araç sayısı ülkemizde en fazla olan ilçelerden biri olması açısından kapı kapı dolaşıp yatırımcı bulmanıza da gerek yoktur. Basiretli, işi bilen bir yerel yönetim bile bunu çok rahatlıkla hayata geçirir. Bu şekilde yeraltı ve yerüstü katlı otoparklar ile park sorununu çözeceğiniz gibi yol kenarlarını da rahatlatmış olacaksınız. Ayrıca imar planında mevcut olan alternatif yol güzergâhlarını da bir yandan hayata geçirmelisiniz. Çünkü trafiğe her gün onlarca araç katılmaktadır. Bunun paralelinde şehir merkezinden dışa doğru yapılaşmayı ve yerleşimi özendirmelisiniz. Tüm gelişmiş ülkelere bakarsanız bu soruna böyle çözüm üretmişler daha doğayla iç içe bir yaşam sunmuşlar.
8. Kdz. Ereğli Belediyesinin önünde yaptığınız eylem ile gündeme geldiniz. Bu eylemi neden yaptınız kısaca tekrar anlatabilir misiniz?
Ben burada bu eylemin detaylarına uzun uzadıya girmeyeceğim. Burada asıl önemli olan husus şudur; hizmet vermekle yükümlü kuruluşlarda bulunan makam ve mevki sahibi kişiler, bulundukları makamın gücünü kullanarak vatandaşa kendi istekleri doğrultusunda engel çıkartamazlar. Asil olan vatandaşa hizmettir. Kimse kendini vatandaşın üstünde görmemelidir. Yapmakla yükümlü olduğu hizmete başka beklentilerini alet etmemelidir. Benim bu eylemi yapmaktaki amaçlarımdan biri de haklı olan tüm vatandaşlarımızın kanunlar çerçevesinde hakkını aramasının korkulacak bir şey olmadığını, yanlışlara sessiz kalınmaması gerektiğini ispatlamak içindi. Nitekim de öyle oldu. Dayatmacı yaklaşım çözüldü, haklı talebimiz yerine geldi ve bir anlamda korku imparatorluğu yıkıldı. Benim bu eylemimden sonra yine aynı Belediye önünde bir eylem daha gerçekleşti. Bu arkadaşlara da örnek olmuş isem ne mutlu bana.
9. Farklı bir siyasetçi tarzınız var. Özellikle eylemci yönünüz. Eğer Milletvekili olursanız bu eylemleriniz TBMMde de devam eder mi?
Tabi ki. Hatta daha fazlasını yaparım. Ülkemizin geldiği kritik süreçte ben dâhil vatandaşlarımız laf değil icraat görmek istiyor. Artık gerçekleri, gereklilikleri çarpıcı bir şekilde ortaya koyamazsanız ve takipçisi olmazsanız, geniş kitleye ulaşamadığınız gibi söyledikleriniz unutulur gider. Bir sonuca varamamış olursunuz.
10. CHP sizi milletvekili adayı yapmaz ise tepkiniz ne olur?
Hayatta her olumsuzluğun insana kattığı olumlu bir sonuç olduğunu düşünürüm. Önemli olan yaşadıklarımızdan ders çıkarabilmemiz. Bu benim çok önemsediğim bir bakış tarzı. Ben 2014 yerel seçimlerinde olumsuz bir süreç yaşadım. Bu sürecin muhakemesini yaptığım zaman benim çıkardığım sonuç şudur; haklı da olsam, kırgın da olsam, bana yanlış ta yapılmış olsa küsüp giderek, muhalefet ederek partimin, bölgemin ve ülkemin de zarar gördüğüdür. Bu nedenle aday olmadığım takdirde adaymışım gibi çalışmak ve genel seçimde partimizin başarılı çıkmasını sağlayarak bölge ve ülkeme katkı sağlamalıyım. Varsa gördüğüm yanlış ve eksiklikleri seçimden sonra parti içinde ele alıp, mücadelesini yaparak düzeltilmesini sağlamalıyım. Burada hassas olduğum tek konu şudur; İlçe teşkilatım, Genel merkezim ortada bir sıkıntı varsa ve bunu birileri dile getiriyorsa kayıtsız kalmamalı, dinlemeli, çözümü için uygun zamanda konuyu ele almalıdır. Yoksa ben daha iyisini bilirim, ben böyle uygun gördüm, senin düşüncelerinin çok bir önemi yok yaklaşımı ne partimizi daha iyi bir noktaya getirir ne de halkımızı kucaklamış görüntüsünü verir.
11. Milletvekili olursanız bölgemiz için mega projeniz var mı?
Tabi ki de var. Bölgemizin aslında çok ciddi avantajları ve imkânları var. Un var, şeker var sadece helva yapmak kalıyor desek yeridir. Önemli olan bu dinamikleri harekete geçirebilmektir. Laf üretmekle geldiğimiz nokta bellidir. Ben bölge halkı olarak milli gelire en çok katkı yapan illerden biri isem, bunun karşılığını sonuna kadar istemeli ve almalıyım. Burada her ne kadar özelleşmiş olsa da bir sanayi devimiz Erdemir var. Fakat yıllarca yanlış politikalarla, ayağımızın dibinde bir yassı çelik üreticisi varken, sadece al sat yaparak günü geçirmişiz. Erdemirin de satış politikasını değiştirmesi sonucu Ereğli ve bölge ciddi anlamda ekonomik sıkıntıya girmiştir. Burada yıllarca göz ardı edilen üretime yönelik sanayi tesislerinin gelmesinin önü açılmalı, mevcut tersaneler faaliyete geçirilmelidir. Zamanında birilerine paye çıkarır diye karşı çıkılan liman projesinin gerçekleşmesi sağlanmalıdır. Yine boğazlardan büyük bir risk ile geçirilerek ege bölgesinde yapılan gemi söküm işlerinin tersaneler bölgesinde faaliyete geçirilmesi büyük bir fayda sağlayacaktır. Mevcut tersaneler gemi yapımı dışında sökümde de faaliyet gösterecek, sökülen hurdalarda kalın malzeme avantajı ile ayağının dibindeki Erdemir e taşıma maliyeti olmadan verilebilecektir. Eğitim konusunda öğrenci sayısını artırmak için yapılması gerekli yapıların sadece eski hastane arazisinde yapılması beklenmemelidir. Bildiğim kadarı ile mevcut fakülte civarında 250 hektarlık alan mevcuttur. Kömür maden bölgesi olarak bilinen ilimizde bu madenlerde çalışan vatandaşlarımızın çalışma şartlarının iyileştirilmesi, aldıkları risklere uygun şekilde ücret alabilmeleri için işletmeler özelleşmiş dahi olsa devletimiz tarafından sübvanse edilmesine yönelik ciddi çalışmaların yapılması gereklidir.
İnanın bunların hepsi çok rahatlıkla yapılabilir, yeter ki bölge vekilleri bu hizmetlerin yapılabilmesi için sağlam irade ortaya koysunlar. O fikir verdi, ya o nemalanırsa gibi gereksiz, faydasız komplekslere kapılmasınlar. Bölge ve ülke için faydalı adım atan kim olursa olsun desteklenmelidir. Gerekirse vatandaşlarımızı alarak Ankara ya yürünmelidir. Hak ettiğimiz hizmetleri, yatırımları, öncelikleri, destek ve teşvikleri tabiri caizse söke söke almalıyız. Öyle içinde ne olduğu belli olmayan bir dosyanın başbakana verilirken çektirilen resimlerinin paylaşılması ile bu işler olmaz. Halkımız artık, gelecek, yapılacak, proje çalışması yapılıyor vs vs gibi söylemlerden bıkmış durumda. İcraat görmek istiyoruz. Bu icraatı da mevcut bölge vekillerimizden görmüş değiliz. Ben örgütlü ve haklı talepler ile halkın desteğini arkaya almak suretiyle aşılmayacak, başarılmayacak bir konunun olmayacağını düşünüyorum. Bana imkân verildiği takdirde bunu ispatlamak boynumun borcu olsun.
Haber :
ETİKETLER : Yazdır







